Nişancı Mehmet Paşa Camii
Mimar Sinan'ın bir çok eseri gibi İstanbul'da bulunan Nişancı Mehmet Paşa Camii, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde olan Nişanca caddesinde yer alan bir camidir. 1584-1588 arasında yapılmış bu caminin ismi Mimar Sinan'ın yakın arkadaşı olan Sâi Mustafa Çelebi'nin Tezkiretülbünyanda isminde yazdığı biyografisinde yer almamaktadır. Ancak eserin Mimar Sinan'a ait olduğu Evliya Çelebi tarafından yazılmıştır.
Kuzeyinde Keskin Dede'nin mezarı bulunmaktadır. Zamanında bir külliye olarak tasarlanan imaretten sadece cami ve türbe kalmıştır. Zaman geçtikçe doğal afetler ve kötü kullanım sonucu oldukça büyük hasar görmüş cami daha sonra tamir edilmiştir. Geçirdiği onca yangın ve depreme rağmen hala ayakta durabilmektedir.
Sekiz kubbeli olan cami baldaken köşelerde yarım kubbelerle desteklenmiştir. Aynı zamanda taşıyıcı ayaklarda duvar ile birleştirilmiştir. Sadece bu camiye ait bir eyvanlı sadelik bir bulunmaktadır.
Doğan Kuban tarafından, Mimar Sinan'ın son eseri olduğu ileri sürülmektedir.
Perspektif fotoğrafları ve detaylı fotoğraflar için konunun devamını ziyaret edebilirsiniz.
Kurşunlu Han Kervansarayı

Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü gibi Mimar Sinan'ın bu eseride İstanbul'un Büyükçekmece ilçeside bulunmaktadır. Kurşunlu Han kervansarayı aynı zamanda "Büyükçekmece Kervansarayı" olarakta bilinmektedir. Mimar sinan tarafından yapılmış diğer bir şaheser olan Kurşunlu Han mimarisi ile insanları büyülemektedir.
1566 yıllarında bir çok eserde olduğu gibi yine Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile Mimar Sinan yapımına başlamıştır. Uzunluğu 48 metre olan bu eser 22.3 metrede genişliğe sahip olmaktadır. Kervansaray, kesme taşlardan yapılmıştır ve çatısı kurşunla kaplatılmıştır. Zaten ilk zamanlarda çatısı kurşunla kaplı olduğu içinde Kurşunlu Han ismini almıştır.
16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki önemli bir konaklama yeri olmuştur. Çünkü Asya ve Avrupa ticaret yolları üzerinde, İstanbul'un Avrupa çıkışında bulunan han ticaret yapan kişiler için büyük bir kolaylık sağlıyordu. Bu önemli kervansaray 1985-1987 tekrar restore edilmiştir. Günümüzde ise Ramazan ayı boyunca şenlik yapılan bir yer kimi zaman ise kermes ve gösteri alanı olarak kullanılan tarihi bir mimari eserdir. Eserin fotoğrafları konunun devamında.
Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü
Bu ara pek fazla birşey yapmadığımdan dolayı yazacak ta birşey bulamıyorum
O halde tarih yazılarına devam edelim değil mi
O halde Mimar Sinan'la devam edelim. Bu yazıda da Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü'den bahsetmek istiyorum.
Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, İstanbul'da Büyükçekmece ile Mimarsinan arasında bulunan tarihi bir köprüdür. Kanuni Sultan Sülayman döneminde yapılması istenmiştir.
Mimar Sinan bu köprü için "eserlerimin içerisinde şaheserimdir" sözünü söyleyerek bu eserin onun için ne kadar önemli olduğu belirtmiştir. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü 636 metre uzunluğunda olup 7.17 metrelik genişliğe sahiptir. 4 farklı bölüm ve 28 kemerden oluşan bu köprünün yapımı esnasında göl içerisinde bulunan su dev tulumbalar ile boşaltılmıştır.
Köprü İstanbul'a 36 km uzaklıkta olup, Büyükçekmece Gölü'nün Marmara Deniziyle birleştiği noktaya yapılmıştır.
Köprünün yapılma nedeni ise askeri kolaylık sağlamaktır. Çünkü Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Seferi'ne çıkarken buradan askerleri salla karşıya geçirmekte çok zorlanmıştır. Bunun üzerine buraya bir köprü yapılmasını istemiştir. Köprü yapılırken Zigetvar Kuşatmasında Kanuni Sultan Süleyman ölmüştür. Bu nedenle köprü II. Selim zamanında, 1567 yılında tamamlanabilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü 1986-1989 yılları arasında restore edilmiştir. İlçenin sembolu haline gelen bu köprüyü görmek istiyen Turistler köprü etrafındaki Kurşunlu Han, Sokullu Mehmet Paşa Camii ve Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi gibi diğer Mimar Sinan eserlerinide görme fırsatına sahip olabilirler.Mimar Sinan
Tarihle ilgili yazılarıma izninizle devam etmek istiyorum
Hem tarih, hem de mühendislik biraraya geldiğinde akla gelen ilk isim Mimar Sinan olur sanırım. Ben de bu düşünceden yola çıkarak Mima Sinan ve onun eserleriyle ilgili yazılar paylaşmak istiyorum..
Dünyanın en büyük mimarlarından biri olan hatta en büyük mimarı sayılan Mimar Sinan Kayseri'nin bir köyü olan Ağırnas köyünde doğmuş olup, 1512 yılında İstanbul'da yaşamaya karar vermiştir. İstanbul'da yaşadığı sürede içerisinde Osmanlı İmparatorluğu için asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na katılarak eğitime girmiştir.
Askerliğinin ilerleyen dönemlerinde Çaldıran Savaşı'nda ve Mısır seferlerinde bulunup sefer dönüşlerinde Yeniçeri Ocağına alınmıştır. Kanuni dönemine denk gelen yıllarda Belgrad ve Rodos seferlerine giderek subaylığa kadar yükselmiştir.
İlerleyen zamanla beraber mimarlık hayatının başlangıcı olan 1526'daki Mohaç savaşına giren Koca Sinan zamanla baş teknisyen oldu. Ardından bir çok seferde daha bulundu. Ancak bu seferlerin iki tanesinde teknisyenlik yetenekleriyle dikkati üstüne çekti. Bu önemli seferlerden ilki 1535'te yapılan Tebriz Seferi'dir. Bu sefer sırasında Van Gölü'nü geçmesi için yaptığı üç gemiyle haseki unvanını aldı. 1538'de ki Moldova seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikatlari üstüne çekmeye devam etti. Bu başarısından bir yıl sonra, saray Başmimarı Acem Ali'nin ölümü üzerine mimar Acem Ali'nin yerine atandı. Ölümüne kadar olan sürede de bu görevini devam ettirdi.
Kanuni, II. Selim ve III. Murat gibi dönemlerde Baş mimarlık yaparak imparatorluğun güç simgesi olan mimari eserler tasarladı. 7 Temmuz 1588'de de İstanbul'da öldü. Ancak öldüğünde yüzlerce şaheseri arasında bırakmıştı.
Bana kalırsa Mimar Sinan aslında mimardan daha ziyade mühendismiş. Karar sizin 

